31 Mart 2014 Pazartesi

30 Mart'ın Sosyolojik Bir Analizi: Bir Koyun Gözüyle 30 Mart


Aylardır olağanüstü gergin bir ortamda beklenen 30 mart yerel –bir o kadar da genel- seçimleri nihayet bugün itibariyle sonlandı. Bir çok mecrada bir çok farklı düşman kazanarak ve onların siyaset dışı hamlelerine maruz kalarak seçimlere giren Ak Parti hiç kuşku yok ki seçimin mutlak kazananı oldu. Bunda şüphesiz Başbakan’ın neredeyse tek başına yürüttüğü bir siyasi başarıdan bahsetmek mümkün. Gerek kendisi, gerek yakın çevresi, gerekse bakanları hakkında çıkan onlarca yolsuzluk, rüşvet vs. gibi iddialara rağmen; karşısında en büyük siyasi rakipleri için aktif olarak  saha çalışması yürüten “Cemaat”e rağmen Ak Parti bir önceki yerel seçimlere oranla oylarını yaklaşık %6 artırmakla kalmayıp 18’i büyükşehir belediyesi olmak üzere toplam 50 belediyeyi kazanma başarısı gösterdi.

Gerek Başbakan, gerek Ak Parti kurmayları, gerekse Cemaat; doğrudan ya da dolaylı olarak Ak Parti’nin oylarını yükseltmesinde pay sahibi oldular. Ancak bunlar dışında kalan, benim burada değineceğim başka bir faktör var ki o da CHP’nin “genç-elit” seçmeni.

Kimdir bu “genç” ve “elit” CHP seçmeni?

Bu soruyu cevaplamadan önce isterseniz, içlerinde bu satırların yazarının da bulunduğu “koyun”lardan biraz bahsetmek istiyorum, sabırla okumanızı rica ederek.

Koyun, kelime anlam olarak değil belki ama Türk siyasi terminolojisinde Ak Parti seçmenlerine verilen bir isim. Zannediyorum bu ismi bizlere layık görenler; koyunların itaatkar, her sözü dinleyen, sorgusuz sualsiz kabul eden tavırlarından ötürü böyle bir şey yapma gereği duymuşlar.
 
Biz koyunlar

Biz koyunlar Ak Parti ile 2002 yılında tanıştık ve muhafazakar-dindar bir kesimden gelen lider kadrosu sebebiyle kendimize yakın gördük.

Biz koyunlar annelerimizin, kız kardeşlerimizin inançları gereği başlarını kapatmalarından ötürü hor görüldükleri, en temel haklarından (eğitim gibi, çalışmak gibi) yararlanamadıklarına şahit olduk ve annelerimiz gibi giyinen insanların da “first-lady” olabileceğini, en önemlisi insan gibi muamele görebileceğini görüp heyecanlandık.

Biz koyunlar inançlarımız gereği kimsenin giydiği –yahut giymediği- kıyafetten ötürü rencide edilmesini, aşağılanmasını kabul etmeyen; her insanın yaradan katında eşit olduğunun bilincinde olan insanlardık; kimseyi bu sebeple aşağılamadık.

Biz koyunlar saatlerce hastane koridorlarında muayene edilmeyi, ilaç almayı bekleyen; babalarımızın aylarca maaş alamadığı dönemler gördük. Biz koyunlar sosyal şartlarımızı taban tabana değiştiren bu siyasi oluşuma destek vermeye devam ettik.

Biz koyunlar gelişen şartlarla birlikte ülkedeki en üst düzey eğitim imkanlarından ücretsiz olarak yararlanma şansına sahip olduk, burs aldık, yurtlarda minimum fiyatlarla kaldık; bunu bize sağlayan siyasi iradeye destek verdik.

Biz koyunlar demokrasiden, insan haklarından yana olduk; başkasının özgürlüğünün başladığı yerde bizim özgürlüğümüzün bittiğinin bilincinde olduk. Daha demokratik, daha özgür bir ülke hayali için Avrupa Birliği’ne katılım müzakereleri yapan siyasi iradenin arkasında heyecanla durduk.

Biz koyunlar her yirmi yılda bir askeri darbe görmüş bir ülkenin, darbe görmeyen ama bu tehlikeyi her an bir şekilde hisseden insanlarıydık. Bu korkuyu kıran, aklımızdan çıkartan siyasi iradeyi destekledik.

Biz koyunlar, yabancı liderlerin karşısında ezilip büzülen; iş adamlarının karşılarına pijamalarla çıktığı Başbakanlar gördük. Yabancı liderlerin karşısında bacak bacak üstüne atma cesareti gösterebilen, başı dik duran siyasi iradeyi destekledik.

Biz koyunlar başka bir ülkeye gitmeyi sadece 60’lı yıllarda Almanya’ya çalışmaya gitmek olarak bilirdik. Onlarca ülkeyle vizeyi kaldıran, AB sayesinde Erasmus gibi eğitim imkanlarıyla, çeşitli yollarla yurtdışına çıkabilmemizi sağlayan siyasi iradeyi destekledik.

Biz koyunlar –özellikle erkek olanlarımız- acaba askerden dönebilecek miyiz korkusuyla yaşadık yıllarca, bu korkumuzu tarihe gömen siyasi iradeyi destekledik.

Bu listeyi hayli uzatmam mümkün. Ancak burada bırakıyorum. Yukarıda saydıklarımın çok büyük kısmı Ak Parti hükümetinin 2011 yılına kadar yaptığı icraatlerden yola çıkarak söylediklerimdi. 2011 genel seçimlerinde Ak Parti %49.9 gibi inanılması güç bir oy oranıyla sandıktan çıktı ve “ustalık” dönemi başladı.

Biz koyunlar bu ustalık döneminden umutluyduk, ülkenin daha da büyüyeceğini, daha iyi şartlarda olacağımızı düşündük; huzur içinde, barış içinde yaşayacağımız dönemler…

Ancak beklediğimiz olmadı, %50’lik oyun desteğini alan siyasi irademiz öteki %50’yi görmezden geldi bazen, gördük ki peşkeş geleneğini devam ettirdi, “ben ne dersem o” tarzı söylemlerde bulundu sık sık, yeri geldi özgürlüklerimiz kısıtlandı, yeri geldi toplumsal çatışmalara sebep oldu. Bu durum biz koyunları o kadar rahatsız etti ki birçoğumuz yıllardır destek vermekten gurur duyduğumuz siyasi iradeden soğuduk, bazen nefret ettik, kınadık; ve oy vermekten dahi vazgeçtik . Bu düşüncelere sahip o kadar fazla insan oldu ki!

İşte bu noktada yazımın asıl konusu olan CHP’li elit seçmen kitlesi ortaya çıktı, hani şu kendine çapulcu demekten gurur duyan kesim; birçok arkadaşım, dostum. Onlar beni dolaylı olarak kırsalar da benim amacım kesinlikle kimseyi kırmak değil. Ak Parti’nin oylarına yaptıkları katkıdan bahsederek siyasi-sosyolojik bir analiz yapmak. Bunu yaparken özellikle sosyal medya organları yoluyla bize kustukları nefret ve öfkeyi üzülerek, içim acıyarak takip ettim aylarca. Bu takiplerim sonucu –yıllardır olan bir takip ve gözlem aslında- bazı sonuçlar elde ettim. Paylaşmak istiyorum müsaadenizle bu gözlemlerimi.


Elit CHP seçmeni
 
Elit CHP seçmeni:

Yaptığımız tek şey demokratik hakkımız olan oy vermek olmasına rağmen sırf bu yüzden bizlere koyun diyen; bununla yetinmeyip gerizekalı, ahmak, aptal vs. demekten sakınmayan,

Siyasi tercihlerimizi bizim hep mağlup, onların galip geldiği bir zeka testine dönüştüren ,

Hükümeti ötekileştirmekle suçlayıp, aksine böyle söylemlerle bizzat kendileri toplumu ötekileştiren,

Üstelik bunu sadece ve sadece “evet” bastığı mührün “altıok” simgesinin altında olmamasına bağlayarak yapan,

Bizleri makarna, bulgur için oy satan insanlar olarak gören,

Parti kurucuları on binlerce Alevi/Kürt katletmesine rağmen kendilerini Alevilerin tek temsilcisi görüp, bizleri Alevi düşmanı diye yaftalayan,

Ve ne yazık ki – belki de en acısı- ne kadar iyi dostlarımız da olsalar normal yaşamda, klavyeleri aracılığıyla bizlere ağza alınmayacak hakaretler edip, hiçe sayan, kıran, inciten,

Sadece oy verdiğimiz için cahil olduğumuzu düşünen,

Demokrasi çığırtkanlığı yaparken bir yandan, diğer yandan demokratik hakkımızı kullanmamız sebebiyle bizleri aşağılayan, hor gören,

Kendilerini elit, bizleri cahil ve tabi ki koyun olarak gören seçmen kitlesidir.

SONUÇ

Sevgili dostlarım, inanın bana bu seçimde Ak Parti için çok iyi çalıştınız. Sizler olmasaydınız; bizi bu kadar aşağılayıp, hor görüp hiçe saymasaydınız, hakaretler etmeseydiniz; inançlarımızla, tercihlerimizle alay etmeseydiniz, bizleri itibarsızlaştırmaya çalışmasaydınız, tek doğrunun sizinki olduğunu düşünmeseydiniz, siyasi ve sosyal tercihlerimize saygı duysaydınız, siyasi erk’e eleştiride bulunacağım derken dolaylı olarak bizleri kırmasaydınız, çeşitli güçlerin oyununa gelip klavye savaşçılığı yapmasaydınız, birkaç siyasi güç sahibi kişinin yaptığı yanlış şeyleri bize mal etmeseydiniz, normalde tiksindiğiniz sözde dini oluşumlarla ittifak yapmasaydınız, ülkeyi kaosa sürükleyip her an her fırsatta ülkeyi gerek maddi gerek manevi kırıp dökmeseydiniz Ak Parti bu kadar muzaffer bir seçim geçiremeyecekti emin olun.

Biz kafası karışık koyunlar olarak ne yapacağımızı bilemiyorken çoğu zaman; sizin yukarıda saydığım eylemleriniz kafa karışıklıklarımızı giderdi hemen ve “ampül”e yöneltti bizi yine ve yeniden.  Ve kusura bakmayın, bu hakaretleri sineye çekip, istediğiniz gibi “altıok”a basamazdık mührü.

Biz koyunlar, sizler kadar elit değildik zira…

15 yorum:

  1. Eyüp Teşekkür ederim böyle bir yazı yazdığın için. Kafam çok karışıktı. Bazı sorularımın cevabını buldum.

    YanıtlaSil
  2. Ben teşekkür ederim Nazlı zaman ayırdığın için.

    YanıtlaSil
  3. Yav he he biz cok ozelik cok guzelik siz bizim yuzumuzden oy vermiyonuz zaten cehapeye

    YanıtlaSil
  4. Biz über elit lobisi olarak amacimiza ulastik. TKP belediye aldi laaaağğğnnn

    YanıtlaSil
  5. Tabii zaten nerede yasiyosaniz hastane koridorlarimizda hic sira olur mu emekliden ilac masrafı da kesilmiyor zaten devlet ogrenci olduğunu gosteremeyen kimselere hicbir geliri olmadigi halde gss adi altinda binlerce liralik borc da takmadigi gibi onlarin hastanelerden yararlanma haklaniri da ellerinden almadi. Yani aynen oyle zengin daha zenginlesmedi fakir de daha da fakirlesmedi.

    YanıtlaSil
  6. Adsız 1: Bahsi geçen partiye oy vermek gibi bir niyetim hiçbir zaman olmadı zaten.
    Adsız 2: Hayırlı olsun.
    Adsız 3: Bahsettiğin sıkıntıların olmadığı ideal devlet düzeni için Thomas More'un Ütopya'sını okuyup hayal kurabilirsin. Ayrıca yazıda ideal bir iktidar iddiam da yok zaten.

    Yorumlar için teşekkürler.

    YanıtlaSil
  7. Sansür uygulanıyor ya RAB sansür.. Siliniyor mesajlar, aşağılanıyor yazılanlar... Yakışmıyor cool bir şekilde kitap tavsiye edenlere, yakışmıyor koyun olmayanlara, elit olmayanlara....

    Tek gayesi doğruları söylemek isteyenler susturuluyor...

    >GSS
    >Tecavüze uğramak
    >İdeal devlet düzeni
    >Kitap okuyun :DDD

    5/5 m8, would read that again.

    YanıtlaSil
  8. ^eyub
    O zaman oyleymis gibi konusmayacan :D Gercekleri saptirmayacan :D Millete yalan yanlis seyleri boyleydi simdi boyle diye soylemeyecen :D

    YanıtlaSil
  9. Bu yuzden ve bu yuzden bu iktidarı savunuyorum diyosun fakat savundugun seyleri tersini soyleyerek curutuyorum ve bana kitap oneriyosun. Manidar

    YanıtlaSil
  10. Ha bide sormayi unuttum. Kafan cok guzelmis kardes. Nerden aldin sorabilir miyim acaba?

    YanıtlaSil
  11. Son cevabımdır bu.

    Ben yazımda AKP iktidarının mükemmel olduğunu savunmadım, asıl dikkat çektiğim husus CHP seçmenindeki kibir ve AKP seçmenini aşağılayıcı tavırlarıydı ve bunların yanlış olduğunu düşünüyorum. Çürüttüğünü sandığın herhangi bir şey yok. Saydığın noksanlıkların olmadığı dünya üzerinde herhangi bir ülke yok. Ütopya diye bi kavram vardır bilmem bilir misin, hah işte o kavramın üreticisi Thomas More'un kitabında belki bulabilirsin bahsettiğin ideal devlet düzenini. Öyle bi dünya yok.

    -Soramazsın.

    YanıtlaSil
  12. Eyüb çok güzel olmuş abi yazı. Saçma sapan yazıp dalga geçemeye çalışanları dikkate alma lütfen.

    YanıtlaSil
  13. Teşekkür ederim, çok sağol.

    YanıtlaSil
  14. En cirkin arkadasim eyüp :D eline canina saaglik. Yukaridaki bazi yorumlari hic dolama anlamak istemeyene anlatamazsin //haktan

    YanıtlaSil
  15. Çok değerli çirkin arkadaşım, yorumun için sağol. :)

    YanıtlaSil

Cittaslow (Yavaş Şehirler)

Her şeyin "hızlı" yaşandığı, çabuk tüketildiği, büyük bir koşturmaca ve hengâme içerisinde; sürekli tüketerek, iletişimden yoksun,...