16 Temmuz 2013 Salı

Granada'da İlk "Cuma"


Cuma günü yine Santi'nin dersinden çıkıp soluğu odamda aldım. Apar topar makarnamı hazırlayıp yedikten sonra çantamı hazırlayıp yola koyuldum. Camii'yi yarım saat içinde bulmayı umuyordum.

Saat 13.35'ti.

Derhal yola koyuldum ve Albaicin'e doğru yöneldim. "Albaicin"in eski Arap yerleşim yeri olduğunu ve  "atmaca avlayanların yeri" gibi bir anlama geldiğini bilmem daha önce söylemiş miydim?

Daracık ve yokuşlu sokaklar, ufacık-şirin nargile kafeler, restoranlardan, hediyelik eşya dükkanlarından oluşan ve yukarı çıktıkça tek rengin -beyazın- hakim olduğu evlerden oluşan bir yerleşim yeri Albaicin. Granada'nın gözbebeği. (Aşağıda El Hamra Sarayı'ndan çekmiş olduğum bir Albaicin resmi görüyorsunuz.)




Elimde kursun bana vermiş olduğu detaylı bir Granada şehir haritası var. Ancak nedendir bilinmez Camii'nin bulunduğu yer haritada mevcut değil. İnternetten camiinin adresini araştırıp, haritada bulunduğu sokağı işaretlemek suretiyle yola koyuluyorum bulabilirim ümidiyle. Lakin beklediğim gibi olmuyor. Ancak 15.10 gibi Camii'nin bulunduğu meydana ulaşabiliyorum.

Hemen yanı başında bir kilise ve Granada'nın seyir terası olarak bilinen Mirador de San Nicolas (Aziz Nicolas Balkonu) yakınında, Plaza San Nicolas (Aziz Nicolas Meydanı) 'ta bulunan Granada Camii (Mezquita de Granada), gerek sahip olduğu eşsiz konumu, gerek çevre düzenlemesi, gerek Camii içerisi; Granada'yı ayaklarınızın altına seren muhteşem manzarası ve gerekse karşısına aldığı Alhambra Sarayı ile gerçekten insanın içine işleyen, içini huzurla dolduran harika bir mekan.

Hele ki Müslüman olmayan bir ülkedeyseniz ve böyle huzurlu, maneviyatı bol olan bir ortama -aradan henüz on gün geçse de- hasret kalmışsanız...


Büyük bir heyecanla Camii'nin ana kapısından avluya giriş yapıyorum. Etrafta birçok stand ve standların üzerinde "Islam Hoy" (İslam Bugün) gazetesinin son birkaç ayki baskılarının kopyaları ve çeşitli dini içerikli kitap, dergi, afiş vs. var.

Islam Hoy gazetesinin birkaç sayısını hatıra olsun diye çantama atmayı ihmal etmiyorum tabi. Bu gazetelerin arka kapaklarında Türk Hava Yolları'nın tam sayfa ilanlarını görmek de ayrıca sevindiriyor ve mutlu ediyor beni.


Camii'nin kapısında, içeriden çıkan iki gence selamünaleyküm deyip, selamlarını alıp içeri geçiyorum. Doğrusu beklediğimden de şık, güzel, temiz ve bakımlı bir Camii karşımdaki.

Camii'nin içinden aşağıya inilen abdesthane ve tuvaletleri bir hayli temiz. Camii'nin içerisi ise yanda gördüğünüz üzere halısından duvar boyasına kadar her şeyiyle yeni ve modern.

Yine aynı derecede dolapların içerisinde onlarca Kuran'ı Kerim, okunmayı bekliyor. Ben de bir tanesini alıp, onun bu bekleyişine son veriyorum. Oraya kadar gelip bir Yasin-i Şerif okumamak olmaz.

Tahmin edeceğiniz üzere Cuma Namazı vaktini kaçırıyorum, zira saat 15.30'a geliyor. Ben de Cuma Namazı borcumu gelecek hafta ödemek üzere kendime söz verip, gelmişken Allah'ın huzuruna çıkmamak olmaz diyerekten öğle namazını orada kılıp, duamı edip gelecek hafta yeniden görüşmek üzere çıkıyorum.

Dışarıda Camii yararına ev yapımı limonata satan İspanyol bir amcadan 1 euro karşılığında limonata satın alıyorum. Alhambra'yı karşıma alıp, bu mükemmel manzaraya karşı limonatamı yudumlayıp o muhteşem anın tadını çıkarıyorum. Limonata bile şahane!

Hem susuzluğumu dindirsin, hem Camii'ye bir yararım olsun diyerekten dönüp bir bardak daha alıyorum. Limonatayı aldığım -ve o zamana kadar gördüğüm en nur yüzlü İspanyol olan- amcaya Cuma namazının saat kaçta kılındığını soruyor ve 14:00 yanıtını alıyorum. Gelecek hafta yola erken koyulacağım, belli.

Çok gelen oluyor mu, burada çok Müslüman yaşıyor mu diye sorduğumda ise Cuma günleri Camii'nin tamamen dolduğu cevabını alıyorum. Seviniyorum. Ve  de heyecanlanıyorum. Zira ilk kez farklı bir ülkede -hem de Hristiyan bir ülkede- , farklı milletlerden insanlarla, farklı bir dilde hutbe dinleyecek; aynı safta namaz kılacağım.

Teşekkür ediyorum İspanyol'a.

İkinci limonatamı da içiyorum nihayet. Granada Camii'ne bir kez daha bakıyor ve haftaya daha uzun görüşebilmek ümidiyle oradan ayrılıyorum.

Günü Malaga'da tamamlamak üzere otogara doğru yola koyuluyorum.

Granada'ya ilk kez veda etmek üzere...

1 yorum:

Cittaslow (Yavaş Şehirler)

Her şeyin "hızlı" yaşandığı, çabuk tüketildiği, büyük bir koşturmaca ve hengâme içerisinde; sürekli tüketerek, iletişimden yoksun,...