2 Haziran 2013 Pazar

Aldatmak-Aldatılmak Üzerine


İnsan ilişkilerinde 3S diyebileceğimiz unsurlar oldukça önemlidir. Bunlar :

-Sevgi
-Saygı 
-Sadakat.

Birbirinden hoşlanan iki insan bir ilişkiye başladıklarında, aralarında bir problem yoksa ve de iyi anlaşıyorlarsa, buluştukları ortak bir(kaç) paydaları da varsa ilişkinin özneleri "kısa" bir süre sonunda birbirlerini sevmeye başlarlar.  Kısa dediysem, birkaç gün içerisinde değil tabi. İlişkiye göre değişmekle birlikte bu süre gözlemlerime göre 3 ila 12 ay arasında değişiklik gösterir. Çok da uzun bir süre sayılmaz, öyle değil mi?

Artık birbirini yavaş yavaş tanımaya başlayan bireyler, ilişkilerini "sevgi" safhasına taşımayı başarmışlardır. "Hoşlanma" evresini bir makalenin önsözü bellersek eğer, "Sevgi" evresi için de "giriş" bölümüdür diyebiliriz.

"Seni seviyorum." cümlesi artık ilişkinin olmazsa olmazı olmuştur. Birbirlerini sevmeye başlayan bireyler, birbirlerine karşı tattıkları bu yeni duyguyu paylaşmak isterler. Ve hiç sıkılmadan söylerler "Seni seviyorum." diye... Dünyada onlardan daha mutlusu da yoktur hani. E tabi dile kolay, hayatı boyunca "yaşanılacak en güzel duygu" diye nitelendirilen duyguyu yaşamaya başlamışlardır artık.

Bir ilişkinin bana göre en güzel evresidir bu dönem. "Öyle saf, öyle temiz..." Hiçbir art niyet düşünmeden, sadece sevmektir gayen. Gerisi boş gelir. Öyle hesapsız, öyle oyunsuz.

İnsan hem kendini keşfeder, hem de karşısındakini. Hayatına yeni birini almıştır artık. Yanında keşfedilmeyi bekleyen biri vardır. Ve o biri, ona en güzel duyguyu yaşatan/yaşatacak kişiden başkası değildir.  Birlikte geçirilen güzel vakitler; ilk el ele tutuşmalar, ilk sarılmalar, ilk öpmeler, ilk sevdiğini söyle(n)meler... En güzel "ilk"ler bu evrede yaşanır.

Ancak gelin görün ki sevgi karın doyurmaz...

Herkes, herkesi sevebilir; ancak herkese saygı duyulmaz. İlişkinin "sevgi" safhasına bir makalenin giriş bölümü demiştim, öyleyse "saygı" safhasına da gelişme bölümü demem icap eder.

Yani ilişkinin olgunlaştığı, kişilerin, ilişkilerini sevgililik boyutundan bir sonraki boyuta taşıdıkları dönemdir saygı dönemi. Sevdiğin yetmez gibi, bir de saygı duyarsın. Saygı görmek istersin.

İstersin de... Saygı ne demektir? Bir ilişkide niçin gereklidir?

"Değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı, kutsallığı dolayısıyla bir kimseye, bir şeye karşı dikkatli, özenli, ölçülü davranmaya sebep olan sevgi duygusu, hürmet, ihtiram."  diyor Türk Dil Kurumu bu güzide sözcük için.


Doğru, ancak bana göre gereksiz sözcüklerle bezeli zorlama bir tanım olmuş bu.

Saygı; değer verilene gösterilen özendir.

Yani sizin için bir değer arz eden kişilere gösterdiğiniz en üst düzeydeki ilgi, özen ve dikkat halidir. Onun sizin için önemli olduğunu hissettirmenizdir. Kimsenin ne hissettiğinin, ne düşündüğünün bir ehemmiyeti yoktur; siz saygı duyuyorsanız o insan sizin için en önemlidir. Nokta.

Peki ama saygı, ikili ilişkilerde neden önemlidir? Ve hatta neden bir ilişkinin olmazsa olmazıdır?

Saygı, "sen benim için değerlisin, önemlisin; seni incitecek bir şey yapmam" demektir. Saygı sahiplenmektir. Sahiplendiğini korumaktır, kollamaktır. Düşüncelerine -katılmasan da- önem vermektir. Dinlemektir, konuşmaktır. Özen göstermektir, dikkat etmektir. Yapacağın herhangi bir yanlışın "onu" etkileyeceğini bilerek davranmaktır. "Düşünmektir." Onu düşünmektir. Sizi düşünmektir. Bu aşamaya gelmişseniz zaten bütün bunları hak etmişsiniz demektir.

Ama gelin görün ki diğer her şey gibi saygı da geçici olabiliyor. İlgi azaldıkça önce sevgi, sonra da saygı azalıyor. Sadakat ise son aşama.

Makalemizin "sonuç" bölümü "sadakat" üzerine. İlişkinizde sadakat varsa mutlu, yoksa mutsuz bir sonuç olacak bu.

Aşkın ömrü 3 yıldır diye okumuştum bir kitapta. Genel bir durum mudur bu bilmem ama ben şahsen inanıyorum buna, zira çevremde birçok örneği var.

Bu sürenin sonlarına yaklaşıldığında çiftlerden biri, diğerinin bazı huylarından, özelliklerinden, daha önce gördüğü ama şimdi görmediğini düşündüğü vasıflarından, belki işsizliğinden, parasızlığından ve belki de çevresinde gördüğü "yeni adaylar"la bir kıyas yaptığında aslında sevgilisinin sandığı kadar da mükemmel biri olmadığını düşünmeye başlıyor. Ona karşı ilgisi gittikçe azalıyor, zamanla sevgisini, ve nihayet saygısını yitiriyor.

Son dönemde birçok kez karşılaştığım bir de bahane ekleniyor bu düşüncelere: "İleride mutlu olacağımızı düşünmüyorum."

Hal böyle olunca, ilişkinin ömrü de zaten azalmışken çevresinde gördüğü yeni bir "prens" yahut "prenses" adayı, kişinin düşüncelerini iyice allak bullak edebiliyor.

Ve sadakat dediğimiz şey, sevgi ve saygının yokluğunda nefes almakta güçlük çekiyor.

Zaten karmaşık bir psikolojide bulunan kişi, hele ki çevresinde "daha iyi" olduğunu düşündüğü birini bulmuşsa ve bu "daha iyi"  de kendisine karşı ilgi gösteriyorsa gönül ona kayabiliyor ve de mevcut sevgilisini görmezden gelip, oyalayıp yavaş yavaş, sessiz ve derinden yeni bir ilişkinin temellerini atabiliyor. Ve bulduğu ilk fırsatta da zaten kafasında bitirdiği ilişkisini resmiyette bitiriyor ve zaten kafasında başlattığı ilişkiyi de resmiyette başlatıyor.

Yeni bir heyecan, keşfedilmeyi bekleyen yeni bir insan, yeni bir aşk, yeni zevkler, yeni tatlar, yeni hayaller, yeni hayatlar... Kulağa ne hoş geliyor değil mi?

Ancak hayatında halen biri olduğu halde bunu yapıyorsa kişi, bunun adına "aldatmak" deniyor...

Üstelik aldatmak için artık günümüz modern ötesi dünyasında illa ki cinsel bir birliktelik kurmak da gerekmiyor. Facebook, Twitter gibi mecralarda yapılan gülücüklü konuşmalar, resim beğenmeler, şarkı göndermeler falan... Tabi bunlar işin şakası.

Ancak gerçekten de aldatmak için sevişmek gerekmiyor. Bir yalan söz de aldatmadır bana göre . Gizlenen her sır bir aldatmadır. Saklı kalması gerektiğine inanılan her şey bir aldatmadır. Sorulan bir soruya verilen her kaçamak cevap bir aldatmadır.

Ve aldatmak kötü bir şeydir. Geçici bir heyecanı varsa da kötü bir şey...

İyi insan aldatmaz. Nokta.

Çünkü bilir ki aldatan, sadece iki kişiyi aldatabilir. O'nu ve kendisini.

Ve bilir ki "... kim zerre miktarda şer işlerse onun cezasını görür."


İnanan insan bilir ki, kişi ettiğini bulur. Kimsenin hakkı kimsede kalmaz.

İşte sadakat kavramı da bu kadar önemli. Ama sevgi ve saygı olmadan da hiçbir işe yaramadığı malumunuz artık.


Allah iyi insanları, iyi insanlarla karşılaştırsın. İyi Pazarlar! İyi Haftalar!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Cittaslow (Yavaş Şehirler)

Her şeyin "hızlı" yaşandığı, çabuk tüketildiği, büyük bir koşturmaca ve hengâme içerisinde; sürekli tüketerek, iletişimden yoksun,...