3 Nisan 2013 Çarşamba

Priştine 3

Oktay Abi'nin tavsiyesi ve verdiği yol tarifi üzerine Grill Sarajeva adlı restorana gittik. Köfteci Ömer Abi'ye Oktay Abi'nin selamını getirip masalara geçtik ve açlıktan isyan bayrağını çeken midelerimizi tatmin için menülere bakındık. İçinde kaymak olan, köfte benzeri enfes yemeklerimizi huşu içinde yiyip enerji depolayarak bedenlerimizi müstakbel yorgunluklara hazırladık.



Artık Fatih Camii'ne gidebilirdik. Osmanlı döneminden kalma, adından da anlaşılacağı üzere Fatih Sultan Mehmed Han tarafından 1460 yılında yaptırılan camiide öğle namazımızı kılmak için sabırsızlanıyorduk. Bu duygu gerçekten farklı bir duyguydu: Belki de Büyük Sultan'ın secde ettiği bir camiide yaklaşık 550 sene sonra namaz kılmak. Eşi benzeri olmayan bir duygu.

                                                                  (Fatih Camii)

Manevi tatmini de yaşadıktan sonra çantalarımızı bıraktığımız lokantaya geri döndük. Daha önce Ömer Abi'nin bize tavsiye ettiği üzere, Priştine'nin biraz dışında bulunan Sultan I.Murad Hüdavendigar Türbesi'ne gitmek için taksi çağırdık. 20 dakika boyunca Arnavut taksici İbrahim Amca'nın taksisinde Osmanlı, Arnavutlar ve İslam üzerine yaptığımız sohbet eşliğinde Türbe'ye geldik. Çok vaktimiz yoktu, en fazla 15 dakika kalabilecektik zira otobüsü kaçırmamalıydık.

(Türbede dua ederken)


(Türbe alanı) 
                                                          
Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) tarafından  restore edilen bu tarihi yerde, bundan 600 küsür sene önce 1.Kosova Savaşı'nın yapılmış olduğunu ve Sultan Murad'ın savaş alanını gezerken Sırp milliyetçisi Milos Obilic tarafından öldürüldüğünü bilmek insanı garip bir duyguya sevk ediyor. Yüzyıllardır oranın türbedarlığını yapan ve "Türbedar" soyadı verilen ailenin şimdiki ferdi, mevcut türbedarı olan Saniye Teyze ile yaptığımız sohbet ise günün en özel anlarıydı. Özbekistan'ın Buhara şehrinden yüzyıllar önce göçen bir aile olduklarını söyleyen ve içini dökmek için sanki bizi bekliyormuş gibi görünen Saniye Teyze'nin değişik, zor anlaşılan Türkçesinden dökülen son sözler ise bir hayli manidardı: "Padişah, "bir"dir."

(Saniye Teyze ve Ben)


Taksici İbrahim Amca kapıda bizi bekliyordu, iki de küçük çocuk. Onların el sallamaları eşliğinde Türbe'deb ayrıldık ve bizi Makedonya'nın başkenti Üsküp'e, bir başka Osmanlı şehrine, bağlayacak olan otobüse binmek üzere yola koyulduk...


Tavsiye:  Grill Sarajeva'da yemek yiyin.
                Fatih Camii'ni ziyaret edin.
                Sultan Murad Türbesi'ni ziyaret edin.
                Bir gün, Priştine'yi gezmek için yeterli olacaktır, zamanınız kısıtlı ise fazla kalmayın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Cittaslow (Yavaş Şehirler)

Her şeyin "hızlı" yaşandığı, çabuk tüketildiği, büyük bir koşturmaca ve hengâme içerisinde; sürekli tüketerek, iletişimden yoksun,...