5 Nisan 2013 Cuma

Kotor 1

Galdim'den aldığımız tavsiye üzerine planımızı değiştirmiş ve aklımızda hiç olmayan, hiçbirimizin daha önce duymadığı Karadağ'ın kıyı şehirlerinden Kotor'a gitmeye karar vermiştik. Sabah Prizren Fethi'nden dönüp kahvaltıları yapıp yola koyulduk. Kotor'a ulaşmak için 2 farklı şehre gidip 2 aktarma yapacaktık. İlk durağımız Ulcinj olacaktı. Ulcinj'e gitmek üzere Prizren Otogarı'nda Atmaxha Turizm kalkış peronunda yerlerimiz aldık.



Bu yolculuk bizim için hiç hesapta olmayan, tamamen sürpriz bir yolculuk olmuştu. Ne kadar süreceğini bile bilmiyorduk. Ama Galdim'in söylediğine göre 4 saat civarı sürmesi gerekiyordu. Ve yine onun söylediğine göre oraya gittikten yaklaşık yarım saat sonra da Bar'a otobüs vardı.

Bu kesin olmayan bilgiler ışığında yeni bir maceraya atılmış olduk. Yolculuk boyunca her zaman olduğu gibi Aytaç kulaklıklarını takıp ölü gibi yatmaya başladı. Kendisi inanılmaz bir kişilik. Gözlerini kapatır kapatmaz, hangi koşullar altında olursa olsun derhal uyuyabiliyor ve ne kadar sıklıkla onu uyandırırsam uyandırayım, hemen geri yatabiliyor. Neyse, yine böyle rutin bir şekilde giderken telefonuma bir mesaj geldi: "Galatasaray, Real Madrid ile eşleşti". Yıkılmıştık. Kura çekimi olduğunu unutmuş olduğumuz bir anda gelen bu mesaj özellikle beni büyük bir buhrana sürüklemişti. Ardından yeni bir mesaj bekledim. "Şakaydı, Malaga ile eşleştik" gibi bir mesaj. Çok mu şey istemiştim? Sanırım evet. (Nitekim bu yazı yazıldığı sırada eşleşmenin ilk maçı oynandı ve 3-0 kaybettik).

Yollar bir hayli dar ve bozuktu da. Araçlar çok ağır gitmek durumunda kalabiliyor. Neyse, beklendiği gibi 4 saate yakın süren bir yolculuğun ardından Ulcinj otogarına geldik. Son derece sessiz, sakin, yolcusuz bir otogardı. Derhal bilet gişesine yöneldik. Bar otobüsünün kalkmasına 1 saatten fazla vardı, açtık ve bir şeyler yemeliydik. Şehirden çok bir kasabayı andıran şehir, ufukta daha güzel görüntüler vaat ediyor gibi göründü bize ama bizim şehri keşfedecek ne vaktimiz vardı, ne de enerjimiz. Ulcinj'i ihtiyaçlarımızı gidereceğimiz bir dinlenme tesisi olarak kullanacaktık.

Nitekim yan yana sıralı üç lokantadan sinek avlayanla, ultra lüks görüneni eleyip; şık ve müşteri olanını seçip içeri girdik. 4 tane vejeteryan pizza söyleyip büyük bir heyecanla beklemeye başladık. Zira pizzaların boyutu ve lezzeti bir hayli önemliydi. Az sonra pizzalar şaşırtıcı derecede büyük olarak masamızı şereflendirdiler. Boyutuna ve lezzetine göre, Türkiye ile kıyaslayınca fiyatı çok daha uygundu, zannediyorum 4-5 euro civarındaydı. Aşağıdaki resimde çok çekici görünmediğinin farkındayım ama inanın üzerindeki sebzelerden kabak bile lezzet katmıştı.





Pizzalarımızı da midelerimizde onlar için ayrılan alanlara yönlendirdikten sonra artık otogara dönme ve Bar'a gitme zamanı gelmişti. 1 saat sürmesi beklenen kısa bir yolculuk olacaktı. Otogara geldik ve kalan birkaç dakikalık süreyi her zamanki gibi amaçsız resimler çekerek geçirdik.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Cittaslow (Yavaş Şehirler)

Her şeyin "hızlı" yaşandığı, çabuk tüketildiği, büyük bir koşturmaca ve hengâme içerisinde; sürekli tüketerek, iletişimden yoksun,...