3 Nisan 2013 Çarşamba

Gidiyoruz!



Eee bir kere seyahatin tadını varmaya görsün insan; kafasında hep bir yerlere gitmenin, yeni yerler görmenin-keşfetmenin yolunu aramaya başlıyor. Hele ki benim gibi hayatta yaptığınız tek şey öğrencilikse ve onu da tam anlamıyla yapmıyorsanız geriye yapacak iki şey kalıyor: Ya oturup kara kara düşünecek, yaşanması tamamen muallakta olan gelecekteki -olası- kariyer planlarınızı umutsuz bir şekilde kurgulayacak ya da an'ı yaşa mentalitesi ile hareket edip imkanlarınız dahilinde eğlenmenin yollarını arayacaksınız. Ben genelde birincisini tercih ederim. Tercih demeyelim aslında ama bir şekilde buna sürüklenmiş bulurum kendimi kimi zaman. Ancak gelin görün ki bazı zamanlar da vardır ki, "ah ulan şu kadar param olsa da şuraya şuraya gitsem" düşüncesi beynimde döner durur. İşte o anlardan birini yaşadığım bir dönemde "tamamdır" dedim, "Balkanlar'a gidiyorum!.."

Hemen bilgisayarı aldım önüme, açtım Pegasus'un internet sitesini ve baktım bir çırpıda bilet fiyatlarına. Önümde rotayı belirleyecek 3 seçenek vardı o an için: Belgrad, Priştine, Üsküp.



İşte size Balkan haritası. 2 alternatif vardı aslında haritaya bakınca, ya yukarıdan (Belgrad) başlayıp aşağıda bitirecek, ya da aşağıdan (Üsküp ya da Priştine) başlayıp yukarıda bitirecektim. Yani gidiş-dönüş aynı şehir olmayacak, ayrı ayrı biletler alınacaktı. Üsküp'e tek yön bilet satılmadığından geriye 2 seçenek kalmıştı: Belgrad ve Priştine.

Bilenler bilir efendim; Kosova, 2008 yılında Sırbistan'dan ayrılıp bağımsızlığını ilan etmiştir. Hoş, etmeseler de olurmuş ama neyse konumuz bu değil. Hasılı, Kosova'yı Sırp hükümeti tanımadığından, pasaporta vurulacak olası Kosova damgası, Sırbistan'a girerken sorun olur mu diye az kafa yormadım. Zira, pek bir olasıydı. Ancak gelin görün ki ani bir kararla rotayı belirledim: İlk durak Priştine, son durak Belgrad olacaktı!

Kafamdaki harita bazlı taslak plana göre sırasıyla Priştine, Üsküp, Prizren, Podgorica, Mostar, Saraybosna ve Belgrad tez vakitte görülecek, tez yurda dönülecekti.

Bu güzide planı bazı arkadaşlarıma da açtım ve 3 kişiden olur yanıtını alınca gezi kafilesi belirlenmiş oldu: 4 kişi gidecektik. Yanınızda en az 1 -en fazla 3- kişi olmasını her zaman için tavsiye ederim, zira daha keyifli, daha eğlenceli oluyor. Sevgili dostum Aytaç'ın dahiyane önerisiyle Dubrovnik'i de Podgorica ile Mostar arasına ekledik. Hırvatistan AB'ye gireceğinden 1 Nisan itibarı ile Türk vatandaşlarından vize istemeye başlayacakmış, o tarihe kadar vizesiz giriş yapılabiliyormuş, bunu öğrenmemiz hem ekstradan bir ülke daha görmek hem de rotamızı daha bi düzene sokmak açısından önemliydi.

Girizgah uzadı, hemen toparlıyorum. Kafile belirlendi, biz 4 kişiydik artık; kimse bizi durduramazdı, arkadaşlarımız okullarında, iş yerlerinde kafa patlatırken, depresyona girerken bizim keyfini çıkaracağımız, gezeceğimiz, göreceğimiz, eğleneceğimiz 8 koca günümüz vardı ve göreceğimiz 6 ülke, dile kolay!

Pegasus'un 13 Mart Çarşamba saat 11:00 uçağı ile İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı'ndan Kosova'nın başkenti Priştine'ye gitmek üzere pilotlar, kabin ekibi ve biz hazırdık. Artık gidebilirdik!


Tavsiye:  Gideceğiniz yerlerle ilgili önceden detaylı bir araştırma yapın.
                İyi bir gezi planı yapın, ne zaman nereye gideceğinizi önceden bilin, planınıza sadık kalın.
               

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Cittaslow (Yavaş Şehirler)

Her şeyin "hızlı" yaşandığı, çabuk tüketildiği, büyük bir koşturmaca ve hengâme içerisinde; sürekli tüketerek, iletişimden yoksun,...