3 Nisan 2013 Çarşamba

Başlıyoruz! (Priştine 1)



4.Levent'ten İETT otobüsüne binip yaklaşık 1.5 saatlik bir yolculuğun ardından Sabiha Gökçen'e vardık. Ben daha önce yurtdışı deneyimleri yaşamıştım ancak yanımdaki 3 arkadaşım ilk kez çıkıyorlardı. Üstelik onları ben teşvik etmiş, gelmelerine ben vesile olmuştum. Hiçbir sorun çıkmamalı, sağ salim gidip sağ salim gelmeliydik.

Havalimanının içine girene kadar pek bir şey hissetmiyordum, sıradan bir yolculuk gibi geliyordu, üstelik bu durumdan da ziyadesiyle rahatsızdım ancak neyse ki o havayı teneffüs ettikten sonra deyim yerindeyse mod'a girdim ve büyük bir heyecan kapladı içimi, biraz da korku...

Korkuyordum çünkü gidişi Priştine'ye, dönüşü Belgrad'dan iki tek yön biletle gidiyorduk, biraz riskli bir durumdu, yanımdakilere belli etmiyordum ama "ya bir sorun çıkarsa" düşüncesi ile pek bir haşır neşirdik. Check-in yaptırırken görevli bayan "sizin biletler gidiş-dönüş değil, siz bilet satış ofisinde dönüş biletinizin çıktısını alın, sorun çıkabilir" deyince bir hayli gerilsem de korktuğum gibi olmadı ve o süreci çabucak atlattık.

Artık koltuk numaralarımız da belirlendiğine ve bırakacak bagajımız da olmadığına göre, pasaport kontrol noktasına ve akabinde gitmeden önceki son durağımız olan kapıya doğru gidebilirdik. Rutin geçişleri de tamamlayıp uçağın kalkacağı kapıya doğru yönelip artık uçağın kalkış saatini beklemeye başladık.



Kosova'ya gidiyorduk, heyecanlıydık. Avrupa'nın en genç devletine, Osmanlı'nın dile kolay tam 523 sene hüküm sürdüğü topraklara gidiyorduk, Hüdavendigar'ın fethine ve katline tanıklık eden topraklara gidiyorduk, nasıl heyecanlanmasındı insan?..


                                                           *               *              *

Uçağa alım yapılması ile birlikte artık kalkışa hazırdık. Yaklaşık 1.5 saat sürmesi beklenen yolculuğumuz nihayet başlamıştı, 8 günlük Balkan ziyaretinin, ziyafetinin ilk saatleri artık bizi bekliyordu, artık gitme vakti gelmişti.

Kosova yerel saatine göre (-1 saat) saat 11.25 gibi Priştine Havalimanı'na iniş yaptık, güneş ve bulutlar bizi karşılamak üzere gökyüzündeki yerlerini almışlardı, bekletmemeliydi.






Apar topar gezimizdeki ilk resmi (yukarıda) çektirdikten sonra geçiş için havalimanına yöneldik. Daha önceden yaptığımız ufak çaplı araştırmalar Kosova'lıların Türkleri çok sevdiklerini, havalimanında-gümrükte herhangi bir sorunla karşılaşmayacağımızı söylüyordu. Onun verdiği rahatlıkla pasaportlarımızı polislere verirken bir an önce bu prosedürleri tamamlayıp gezmeye başlamanın derdindeydik. Ancak yeşil pasaportu olan arkadaşımız hiçbir sorunla karşılaşmaksızın geçmesine rağmen geriye kalan 3 bordo pasaportlu -üstelik benim pasaportumda İspanya ve Polonya vizeleri olmasına karşın- bir süre bekletildik. Hatta polis memurları bizimle ilgili istişare bile yaptılar. Daha sonra Türk bir görevli çağırıp bizim neden buraya geldiğimizi, öğrenci olup olmadığımızı vs. sordular. İkimizin öğrenci, birimizin de polis olduğunu söyledikten birkaç saniye sonra onlar için tehlike arz etmediğimizi anlamış olacaklar ki nihayet geçmemize izin verdiler...


 Tavsiye:  Uçak hareket saatinden 2 saat önce havalimanında olmaya çalışın.
                 Beraberinizde en az 1 en fazla 3 arkadaşınızı, yahut aile bireylerinizi götürün.
                



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Cittaslow (Yavaş Şehirler)

Her şeyin "hızlı" yaşandığı, çabuk tüketildiği, büyük bir koşturmaca ve hengâme içerisinde; sürekli tüketerek, iletişimden yoksun,...